Etiket arşivi: enzim

Yaşamın Az Bilinen Yapı Taşları

Dün sabah kalktığımda ilk olarak bir gece önce kaynattığım sütün bir kısmı ile mayaladığım yoğurdu buzdolabına kaldırdım. Oda sıcaklığına gelmiş sütün kalanına kefir mayalarımı ekleyerek kavanozu kiler dolabındaki yerine yerleştirdim. Kahvaltıdan sonra ise ekmek yapımında kullanacağım ekşi mayamı un ve su ile besledim. Gün içindeki maya mesaim bu kadarla da kalmadı. Bokashi kompostuma birkaç gündür biriktirdiğim mutfak atıklarıyla birlikte yağmur suyu topladığımız göletimizi temizlemek üzere aktive ettiğim etkin mikroorganizmalardan ekledim.

Paylaştıkça Çoğalan Kefir Mayalarım

Maya’nın benim için önemli olduğunu, en azından günlük hayatımın bir parçası olduğunu yukarıdaki paragraf anlatıyor sanırım. Onlarla konuştuğumu bile söylersem deli olduğumu düşünmezsiniz umarım :). Siz belki mayalarla benim kadar haşır neşir değilsiniz ve mikroorganizma denilince de hoş çağrışımlardan ziyade mikroplar, virüsler geliyor aklınıza… Halbuki, görsel algımızın dışında kalan ve ilkokul 4. sınıftaki oğlumun sosyal bilgiler dersinde öğrendiği üzere, mayalar gibi iyileri de, bizleri hasta eden kötüleri de bulunan mikroorganizmalar ve onların ürettikleri enzimler olmasaydı, bugün bildiğimiz haliyle yaşam da olmazdı. Evet, varlıklarını pek de mühimsemediğimiz bu minik canlılar, varlığımız için o kadar önemliler! Varlıkları benim için vazgeçilmez olsa da, kuantum başlıklı bir kitabın koca bir bölümünün kendilerine ayrıldığını görene kadar ben de yaşam için ne kadar önemli olduklarının farkında değildim aslında. Al-Khalili ve McFadden’ın bir bilim kitabı için olabilecek en eğlenceli ve anlaşır dille kaleme aldıkları ‘Kuantum Sınırında Yaşam’ kitabından iki cümle bu önemi net şekilde ortaya koyuyor: “Enzimler yaşamın motorlarıdır” ve “… yaşam tüm varlığını her daim enzimlere borçludur”.

Laboratuvar ortamında üretilen ilk enzim (aslında enzim kokteyli), buzağının işkembesinde yer alan ve sütü peynire dönüştüren rennet yani ninelerimizin şirden mayası. Bugün ise mikroorganizmalardan endüstriyel olarak enzimlerin üretimi için çok yoğun bir şekilde faydalanılıyor. Bu enzimler, yoğurda, ekmeğe ve peynire hayat verenlerden tutun, kıvam arttırıcılara ve leke çıkarıcılara kadar geniş bir spektrumda yer alıp fotoğrafçılıktan tekstile pek çok endüstride kullanılıyorlar. Enzimlerin başlıca görevi katalizörlük, yani süreçleri hızlandırmak. Kitaptaki bölümden bir örnek, bu katkının boyutlarına ilişkin bir fikir verecektir: Kollejenaz enziminin fiziksel koşullar nedeniyle etkinliğini yitirmesi sonucu bir dinazor fosiline ait yumuşak doku, ayrışmadan altmış sekiz milyon yıl boyunca korunurken, bu enzim etkin hale getirildiğinde (laboratuvarda dokuya eklendiğinde) sadece dakikalar içinde parçalanıyor. Yani enzimler, altmış sekiz milyon yılı dakikalara indirgiyor. Bu katkının olmadığı bir yaşam nasıl olurdu’yu hayal gücünüze bırakıyorum.

Büyük oğlum doğduğundan beri ev yoğurdu ve son 4-5 yıldır da kefir yapıyorum. Her ikisinin de

Sabrın Sonu Ekşi Mayalı Ekmek

sağlığımız için mucizelerini biliriz. Şanslı Bahçe’de ise toprak iyileştirme, bitkilerimizi güçlendirme yolundaki arayışlarımızda Etkin Mikroorganizmalar (EM) ile tanıştık. Okuyup araştırdıkça, faydalı mikroorganizmaların biraraya getirilmesi ile hazırlanmış bir kokteyl olan EM’in de mucizelerini öğrendik, yağmur suyu toplama göletine eklediğimizde çamurlu ve bulanık olan suyun bir sonraki hafta ne kadar berraklaştığını, ağaçlarımızın yapraklarına uyguladığımızda bir sonraki hafta ne kadar canlandıklarını gözlemledik. Kirli su kaynaklarını temizleme ve tarımın yanısıra ev temizliği, hayvancılık ve insan sağlığında dahi kullanılan EM de, yoğurt ve kefir mayalarımız gibi artık vazgeçilmezimiz oldu. Çok yakın zamanda ise, ne zamandır niyet ettiğim ekşi maya hayatımızdaki yerini aldı.

Tohum ve maya… Her ikisi de sabır istiyor, her ikisi de dönüştürüyor, çoğaltıyor ve paylaştıkça da çoğalıyor. Güneş ve su bir tohumda meyveye, buğdaya dönüşürken, maya; un ve suyu ekmeğe, sütü, peynire, yoğurda dönüştürüyor. Tohum bir iken bin oluyor, kefir mayam ben dostlarımla paylaştıkça daha da fazla ürüyor. Tohumlarıma da, mayalarıma da gözüm gibi bakıyorum. Aynı hayallerime ve geleceğe dair umutlarıma olduğu gibi. Biliyorum ki hayaller ve umutlar dünyayı dönüştürüyor; yeşerdikçe çoğalıyor ve daha aydınlık bir geleceğin mayası oluyorlar.

Sevgiyle,