Etiket arşivi: evelik

YABANİ OTLAR- Yabani olan kim aslında?

İçinde bulunduğumuz bahar ayları doğanın nimetlerini en cömert şekilde önümüze serdiği aylar. Bizlerse çoğunlukla bu nimetlerin farkında bile değiliz, hatta üzerine basıp, ot deyip geçiyoruz.

Aslında yabani otlar bahçe işlerine ilk girdiğimizde kabusumuz olmuştu. İki hafta kendilerine arkamızı dönsek, sebzelerimizi aralarından ayırt etmek mümkün olmuyordu. Umutsuzca çapa yaparak geçirdiğimiz bütün bir yaz sonrasında,  geçtiğimiz yıl yükseltilmiş yataklarla çapa mesaimizi epeyce azalttık. Yabani otlarla da (en azından tanımaya başladığımız bölümü ile) kısmi barış ilan ettik. Yine çapa yapsak bile bir bölümünü bırakıyoruz ki tohumlarını saçsınlar, önümüzdeki bahara tekrar bahçemizde misafir olsunlar. Nar Anne’nin deyimi ile onlar “bu toprakların öz evlatları”. Yabani ot deyip geçmemek gerektiğini ise her gün edindiğimiz bilgilerle teyit ediyorlar bize, birbirine çok benzeyen türlü türlü yaprağa bakarken diyorum ki keşke Lokman Hekim gibi anlayabilsem dillerinden, dile gelip bana tanıtsalar kendilerini, ne işe yaradıklarını anlatsalar…

Aslında blog için üzerinde çalıştığım farklı bir-iki yazı vardı ama şimdi tam zamanı diyerek dikkatinizi ve ilginizi yabani otlara çekmek, sizi kendim de çok yeni tanıştığım bir kaçı ile tanış etmek istedim. Kimbilir, bu aralar belki bir ikisine denk gelir, deneyimlersiniz. Şimdiden çiçek açıp tohuma kalktılar bile, acele edin!

 

Turp otu (eşek turpu, kara mancar)

Raphanus Raphanistrum L., Wild Radish İ.

Şanslı Bahçe’nin Tohuma Kalkan Turpotu

Şanslı Bahçe’den Masaya Turpotu

Turpgillerden olan bu bitkinin dallarının kabuğunu soyup yediğinizde çok gevrek, salatalığı andıran bir tadı var. Yaprakları ise hafif haşlanıp üzerine sarımsak, limon ve zeytinyağı ile leziz bir mezeye dönüşüyor. Benim vazgeçemeyeceğim, bahar aylarında yolunu gözleyeceğim bir lezzet oldu.

Biraz araştırınca kalsiyum yönünden çok zengin olan bu bitkinin karaciğer dostu olduğunu, idrar sökücü, mide asidi dengeleyici, balgam söktürücü özelliklerinin olduğunu, romatizma tedavisinde kullanıldığını, sarı çiçeklerinin arılar için önemli bir polen kaynağı olduğunu ve zamanla acılaşan yapraklarının hardal gibi kullanılabildiğini de öğreniyoruz.

 

Ebegümeci (ebemgömeci, paçık, tolik, gömeç, develik, saracak, hubbaz, kabalık, kazan karası, molaşaotu)

Malva Sylvestris L., Common Mallow İ.

Ebegümeci

Çok güzel mor çiçekleri olan bu bitkinin yaprakları ve dalları aynı ıspanak gibi pişirilerek yeniliyor. Ben kavurmasını denedim ama sert oldu, bir süre haşlamak gerek.

Faydalı olduğu alanların başında nefes darlığı, akciğer ve idrar yolları rahatsızlıkları geliyor. Ateş düşürücü ve laksatif etkisi de olan ebegümeci, cilt hastalıklarından tutun, burun kanamasının durdurulmasına kadar pek çok alanda kullanılıyor. Çiğ olarak yenildiğinde veya gargarası yapıldığında kuru öksürük ve boğaz tahrişine bire bir. Zehirlenmelere karşı tohumu toz haline getirilip yedirilerek hastanın kusması sağlanıyor. Bu kadar fazla yöresel isme sahip olmasının sebebi şifa sağladığı alanların fazlalığından olsa gerek.

 

Kazayağı (solucanotu, tenyaotu)

Falcaria vulgaris L.

Kazayağı

Komşumuzda pidenin içinde bol taze soğanla denediğimiz kazayağının yemeği ve turşusunun da yapıldığını öğrendim. Ayrıca, kurutularak yemeklerde baharat olarak da kullanılabiliyormuş.

Görüntüsü maydanozu andıran bu ot, bağışıklık sistemini güçlendirmesinin yanısıra cilt, karaciğer, sindirim sistemi gibi pek çok farklı alanda şifa sağlıyor. Bağırsak solucanı düşürücü etkisinden dolayı solucanotu olarak da biliniyormuş.

Şanslı Bahçe’de kazayağına benzetip koca bir poşeti dolduracak kadar topladığımız kazayağının aslında kazayağı olmadığını öğrenmek, henüz otları tanıma konusunda alınacak çok yolumuz olduğunu gösteriyor :).

 

Evelik (Labada, efelik, ilabada, sığır kuyruğu, develik, tirşo, gegeş)

Rumex L.

Labada

Kandıra yöresinde evelik adıyla bilinse de labada daha yaygın olarak kullanılan bir ismi. Kuzu kulağı ile yakın akraba olan bu otun hem etli sarması, hem de ıspanak gibi yemeği yapılıyor. Henüz denemedim ama Şanslı Bahçe’de bolca gördüğümden bu hafta sonu toplanıp denenmek üzere yapılacak işler arasına girdi.

Wikipedia, bu otun kelebek larvaları tarafından pek sevildiğini yazmış. İştahlı tırtıllar için ağaçlarımıza bir alternatif oluşturmasına sevinerek biraz daha sevdik bu yabaniyi.

Şifalarına gelince, kaynatılan kökü kaşıntıları keserken, yeşil tohumları kaynatılıp içildiğinde anne sütünü arttırırmış. Mesane tıkanmasını giderici, idrar söktürücü ve ishal kesici özellikleri de var.

 

Hodan (kaldirik, galdirik, çiçekli mancar, zembil çiçeği, tamara, zirbit)

Borago Officinalis L.

Latince kelime anlamı tedavi edici olan bu güzel çiçekli ot, pek faydalı olsa gerek ki bu adı almış. Adapazarı ve Kandıra yöresinde yumurtalı ve bol soğanlı kavurması yapılıyor, böreklere, pidelere koyuluyor. Yumurtalı kavurmasını denediğimiz Hodan’ın mantarı andıran bir lezzeti var.

Deri hastalıklarına, adet dönemi sancılarına, mide bulantısına etkili olan bu bitkinin sakinleştirici ve balgam söktürücü özellikleri de var. Kendine güveni ve cesareti de arttırdığı söylenen bu otu karaciğer problemi olanların kontrollü tüketmesinde fayda var uyarısını da not düşmek gerek.

 

Sütlük (Eşek Marulu, Kuzu Gevreği, Eşek Gevreği, Yabani Marul, Acı Marul)

Sonchus Oleraceus L.

Herhangi bir kaldırım kenarında görebileceğiniz, ilk bakışta diken sanabileceğiniz, yine bin bir şifa sunan bir ot daha.

Henüz mutfakta denemedim ama tuzlu suda biraz beklettikten sonra salatalarda çiğ olarak veya böreklerde tüketilebiliyormuş.

Özellikle karaciğer rahatsızlıklarına fayda olan sütlük’ün ateş düşürücü, idrar sökücü ve anne sütünü arttırıcı özellikleri bulunuyor.

 

Karahindiba (Radika, çıtlık)

Taraxacum officinale L., Common Dandelion İ.

Karahindiba

Adını öğrenmemiz yakın zamanlarda olsa da karahindiba bizim çocukluğumuzun sarı papatyası. Bakmayın siz kara dendiğine, bu aralar tüm tarlaları sarı çiçekleri ile süsleyendir kendileri. Hani şu çocukken havaya üflediğimiz top şeklindeki bitki de kendisi oluyor, havaya üflediğimiz ise tohumları. Hindiba ve karahindibanın iki ayrı bitki olduğunu belirtmekte fayda var, henüz kendisi ile tanışmadığımız hindiba mavi çiçekli imiş.

Ege Bölgesi’nde daha çok radika adıyla bilinen ve yaprakları ile salataları şenlendiren karahindiba, hafif haşlandıktan sonra kavurması yapılarak da tüketilebiliyor. Çiçeklerinden ise şerbet yapıldığına denk geldim bir paylaşımda.

Yaprakları, çiçekleri ve kökleri ayrı ayrı şifa kaynağı olan karahindibanın faydaları bu yazıya sığmayacak kadar fazla. A ve C vitaminlerinin yanısıra kalsiyum ve potasyum da içeren karahindiba, ishali kesip kanı temizliyor, tansiyonu düşürüyor, hormonları dengeliyor, siğil tedavisinde, karaciğer ve sindirim sistemi rahatsızlıklarında kullanılıyor. Bir yandan da öz suyu ile sivri sinekleri sizden uzak tutuyor. İlk kır gezinizde biraz toplamaya ne dersiniz?

 

Gelincik

Papaver Rhoes/ Papaver Orientale L.

Marulların Arasındaki Gelincik- Narköy

Çocukken en çok sevdiğim çiçek, gelincikti. Bahar geldiğinde bir anda arka bahçeyi kaplayan bu nazlı çiçeğin ömrünün pek kısa olmasına üzülürdüm. Yıllar geçtikçe gelincikler şehirleri terk etmeye başladı, çok daha az görür olduk artık bahçelerimizde.

Yaprakları salatalarda veya kavrularak yumurtalı olarak tüketilebilen gelincik’in çiçek taç yapraklarından gelincik şerbeti yapılıyor. Yapraklarının lezzet olarak özellikle bakliyat yemekleri ile uyumlu olduğu, yeşil mercimek ve bulgurla denenmesi tavsiye ediliyor. Çok ferahlatıcı olan şerbetini ise sadece göz alıcı rengi için bile yapmayı denemelisiniz, hem de yapılışı çok zahmetsiz.

Gelinciğin göğüs hastalıkları için faydalı olan çayı (yaprakları kaynatılıyor) ise uykusuzluğa da bire bir imiş.

 

EVET, liste çok uzun aslında. Hiçbir şey boşuna var değil bu evrende, ayağınızın altındaki her bir ot ve çiçek aslında bir sebeple orada, bir şeylere şifa. Her birimizin varlığının da bir sebebi olduğu gibi. Henüz denemediğim ve yakın zamanda denk gelmediğim için (ve tabi yazıyı daha fazla uzatmamak adına) listeye almadıklarım o kadar fazla ki: melisa, aynı safa, civanperçemi, kantaron, karakafes, sinir otu, çoban çantası, ısırgan…

Yabani otlarla mesaim, bana bakmanın ötesine geçip görmeyi öğretti. Boş vakitlerimde gidip çalıştığım Narköy’de “ot mu yolduruyorlar sana” demişti eşim şakayla karışık. En çok da ot yolarken öğreniyorum aslında. Doğanın koynundaki ot mesailerinde Huriye, Ayşe Abla ve sevgili Nilay’la yaptığımız sohbetlerin kıymetini ve katkısını anlatmama imkan yok. Yine de, bezelyelerimizi çepeçevre saran otları görünce moralim bozulmuyor desem yalan olur.

Sevgiyle,

 

Kaynaklar:

http://kocaelibitkileri.com

https://www.sifalibitkitedavisi.com

http://www.sifalibitkiler.us/

http://www.1organik.com