TOPRAKLA UĞRAŞMANIN FAYDALARI

Toprakla haşır neşir olmaya başlamamızdan kısa süre sonra dikkatimizi çekti, hafta sonları bahçe işlerinden sonra fiziksel olarak aşırı yorulmuş olsak da geldiğimizden bambaşka bir ruh hali içinde (keyifli, dingin ve huzurlu olarak) İstanbul’a dönüyorduk.  Evet, bütün hafta stresli ve yoğun beyaz yakalı işlerimizde çalıştıktan sonra hafta sonu da fiziksel olarak çalışacak olmak giderken ilave bir gerginlik yaratıyordu. Aslında konu fiziksel olarak çalışacak olmaktan ziyade, yapılması gereken işlerin çokluğu ve sadece iki kişi haftada bir gün gitmekle başa çıkılmasının mümkün olmadığını, tam deyimi ile taşıma suyla değirmen döndürmeye çalışmayı yaşıyor olmamızdı.

Kendi yetiştirdiğiniz ve çocuklarınızın topladığı bezelyeden daha lezzetlisi yok. Hem de doğal ve ilaçsız.

Gıda yetiştirmeye niyet ederken ne düşünmüştük bilmiyorum, gıda o kadar bol, ulaşılabilir ve ucuz ki, her gün tabaklarımızdaki onlarca çeşit sebzeyi o tabağa nasıl gelmiş olduklarına dair hiç kafa yormadan tükettiğimizden olsa gerek, sebzelerimizin ve meyvelerimizin pek az bir çabayla yetişeceklerini varsaydık sanırım. Oysa ki çoğu zaman dalgınlıkla, tadına bile varmadan yediğimiz o bir tabak sebze yemeğinde ne kadar büyük bir emek var bilseniz! Benim yetiştirdiğim tek bir domatese bile paha biçmem mümkün değil. Belki size çok akıllıca gelmeyecek ama özellikle yalnız yemek yediğim anlarda o an yemekte olduğum zeytin tanesinin yetiştiği ağacı, yapraklarında dans eden güneşi, rüzgarı ve yağmur damlalarını gözümün önüne getiriyorum, zeytinin zeytin olma sürecini duyumsamaya çalışıyorum. Böyle anlarda da şu aralar pek sık uğrayamadığımız Şanslı Bahçe’yi, orada olmayı feci özlüyorum. Farkındalık toprakla uğraşmanın bana sağladığı pek çok kazanımdan biri.

Bahçede çocuklarla hayata dair faaliyetler…

Listelere pek meraklıyız ya, toprakla uğraşmanın diğer kazanımlarını da listeledim:

  • Toprakla uğraşmak ruh halinizi iyileştirir: Yakın zamanda toprakta bulunan bazı bakterilerin Prozac’la benzer etkilere sahip olduğu, serotonin yani nam-ı diğer mutluluk hormonu salgısını tetikledikleri bilimsel olarak ispatlandı.
  • Toprakla uğraşmak kemiklerinize iyi gelir: Evet, çapa yapmak, eğilip kalkmak belinizi yorsa da açık havada, güneşin altında çalışarak D vitamini depolarınızı dolduruyorsunuz. Önceki yıl kan tahlillerimde yerlerde sürünen D vitamini doluluk oranım, bu yıl üst sınırın bile üzerinde çıktı.
  • Tabağınızdaki o sebzeyi yetiştirmek için ne kadar emek gerektiğini fark ettiğinizde gıdanın aslında ne kadar ucuz olduğuna şaşıracak ve bir daha pazardaki köylüden bir şeyler alırken pazarlık yapmayı aklınızın ucundan geçirmeyeceksiniz. Ayrıca, tek bir domatesi bile atıp ziyan etmemek için daha bilinçli alışveriş yapacak, tüketebileceğiniz kadar almaya gayret edeceksiniz.
  • Bu madde öğrenmeyi sevenler için. Toprakla uğraşmak size bambaşka bir dünyanın kapısını açacak. Öyle bir dünya ki, bilmediğiniz ne kadar çok şey olduğuna şaşırırsınız. Tohum nedir, hangi bitkilerin tohumu ne şekilde alınır, nasıl saklanır, ne zaman ve nasıl ekilir, hangi bitkiler birarada ekilir/ ekilmez, zararlılar, korunma yöntemleri… Mesela uğur böceklerinin aman vermez avcılar olduğunu ve zararlı mücadelesinde baş yardımcınız olduğunu, bir nar ağacını çelikle çoğaltırken dalını (çelik) toprağa daldırma yönünüzün o ağacın tatlı veya ekşi meyve verme konusunda belirleyici olduğunu, iki dirhem bir çekirdek deyiminin her bir çekirdeğinin ağırlığı aynı olan ve bu sebeple yıllar boyunca ağırlık ölçüsü olarak kullanılan keçiboynuzu meyvesinden doğduğunu, üzerine basıp geçtiğiniz hemen her otun yenebileceğini, tahmin edemeyeceğiniz şifalar barındırdığını ve daha neler..
  • Öğrenmekten büyük keyif alacağınız yeni şeylerin yanında bir de pek o kadar keyifli olmayan önemli başka şeyler öğreniyorsunuz. Üzerine hiç kafa yormadığımız tohumun ve gıdanın aslında ne kadar hayati olduğunu, ülkemizde yerli tohum satışının yasaklandığını (nineniz yıllardır ektiği domates tohumuna patent almadan pazarda satmak isterse hapis cezası alabilir), atalık yerli tohumlarını ekmekte direnen çiftçilerin teşviklerden yararlanamadığını, yerli tohumların takaslar yoluyla yaşatılmaya çalışıldığını, tohumun ve gıdanın tüm dünyada birkaç firmanın tekelinde olduğunu, silahla dize getirilemeyen ulusların tarımlarının bitirilerek hastalıklı tohum-ilaç ve gıdalara mahkum edildiğini… (İlginizi çektiyse http://gridenyesile.com/nasil-basladi-bolum-2-naif-bir-baskaldiri-gocuyoruz/ yazımda bu konuda biraz daha bilgi bulabilir ve dipnotlardaki kitap tavsiyelerine* bir göz atabilirsiniz.)
  • Gözlem yapmayı, bakmanın ötesinde görmeyi öğreniyorsunuz. Daha önce ot, böcek, kuş, ağaç deyip geçtiklerinizi ayırd etmeye başlıyorsunuz, doğayla yeniden tanışmanın mutluluğunu yaşıyorsunuz. Tırtıldan, böcekten ve hatta yılandan korkmamayı öğreniyorsunuz. Doğayla yeniden tanışıp barışırken aslında kendinizle de tanışıp barışıyorsunuz.
  • Bahçede içilen yorgunluk kahvesinin tadı hiç bir kahvede yok.

    Yavaşlamayı, her şeyi kontrol edemeyeceğinizi öğreniyorsunuz. Büyük şehirde yaşayan biri için bunu öğrenmek/ kabul etmek yazıldığı kadar kolay olmuyor tabi. Sabır ve tevekkül, anda kalma, akışına bırakma konusunda biraz pratik yapma ihtiyacı olanlara toprakla uğraşmaktan daha iyi bir öneri düşünemiyorum, öğrenme sürecinin hızlı olmasını beklememeniz gerektiğini de tahmin etmişsinizdir 🙂 . Şartları ne kadar zorlarsanız da mart ayında ektiğiniz bir domates tohumu haziran sonundan önce size meyve vermez. Kışlık sebzeler için bekleme süreci 8-9 ayı bulabiliyor. Kuşkonmaz hasat edebilmek için 3 yıl beklemeniz gerektiğini söylesem… Gözünüz gibi baktığınız domates fideniz için sağlıklı bir toprak, kompost, destek çubukları, iyi geçineceği komşu sebzeler (kardeş bitkiler), koruyup kollayıcı fesleğen ve kadife çiçekleri ve sevginiz dahil tüm olumlu şartları sağladığınızı ve tüm yaz domatesleri bahçeden yiyip eşe dosta dağıtıp kalanı da konserve yapmayı garantiye aldığınızı düşünebilirsiniz. Yine de zamansız (kime göre? )bir dolu, obur toprak altı ve/veya üstü böcekleri veya bir hastalık o sezonu bahçenizden tek bir domates yiyemeden kapatmanıza neden olabilir.

  • Ve son olarak toprakla uğraşmak hayatınızı değiştirebilir…

Bütün bunlar sağlıklı beslenmek ve çocuklarımızla hafta sonları şehirden uzakta kaliteli vakit geçirmek için edindiğimiz toprak parçasının, toprakla uğraşmanın bize kazandırdıkları. Gıdamızı yetiştirme noktasında hayal ettiğimiz yerden biraz uzağız belki ama toprağa bulaşmak bizde bir şeyleri tetikledi, derinlerde bir yerde ekili tohumlarımız hayat buldu, uyandı, bizleri dönüştürdü. Yukarıdakilerden bir veya bir kaçı neden sizin sebebiniz olmasın ki?

Sevgiyle,

* Kitap tavsiyesi

– “Hayvan, Sebze, Mucize”, Barbara Kingsolver

– “Saklı Seçilmişler”, Soner Yalçın

– “Etobur Otobur İkilemi”, Michael Pollan

– “Sebze Yetiştiricisinin El Kitabı”, Edward C. Smith

 

TOPRAKLA UĞRAŞMANIN FAYDALARI” üzerine 2 düşünce

  1. pinar ünen

    sevgili hale
    emeklilik hayatımı düzenlemekte yazılarından ilham alacagımı hissediyorum.
    kendine iyi bak
    sevgilerimle

    Cevapla
    1. ogunhale Yazar

      Çok teşekkür ederim Pınar Hanım, motive ediyor beni geri bildirimleriniz. Sevgilerimle,

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir